Gölpazarı Otel ve Pansiyonları

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...Loading...

Gölpazarı ilçesi göç yolları üzerinde bulunduğu için çok eski zamanlardan itibaren milletlerin uğrak yeri haline gelmiş olup çok çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Doğu Roma ve son olarak Osmanlı Beyliğinin eline geçerek Türk hâkimiyeti altına girmiştir. Tarihte Bitinya bölgesi olarak bilinen ve Gölpazarı’nın da içinde bulunduğu bölgede ilk olarak Hititler devlet kurmuştur. Ancak bu devletten günümüze gözle görülür bir tarihi eser kalmamı?tır. Hititlerin ardından Sakarya nehri çevresinde başkent Gordion olmak üzere devlet kuran ünlü Midas Efsaneleri sayesinde dilden dile dola?an Phrylerin (Frig’ya) yaklaşık 300 yıllık Orta Anadolu yaşamlarında, Gölpazarı da ev sahipliği yapmıştır. Ne yazık ki Gölpazarı’nı da içine alan ve günümüzde de tam olarak yazıları çözülemediği için Frig uygarlığı hakkında pek az şey bilinmektedir. 1243 Köse dağı Savaşı’nın ardından kurulan beylikler içerisinde en güçsüz ve en küçük olanı ileride Osmanlı İmparatorluğu’nu kuracak olan ve küçüklüğünden dolayı Osmancık diye anılan Osmanoğulları’dır. En küçük olmasına rağmen devleti kuracak olan Osman Gazi’nin izlediği siyaset ve kuruldukları konumun kendilerine verdikleri imtiyazdan yararlanarak kısa sürede diğer beyliklerin en güçlüsü haline gelecektir. Çünkü Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu coğrafya son demlerini ya?ayan ve taht kavgalarıyla boğuşmakta olan Bizans Devleti’nin Anadolu’daki sınır boylarıdır.  1299 yılında nihayet Osman Bey beyliği bağımsızlığını ilan ederek devletin çekirdeği kurulmuştur.

Osman Bey yönünü batıya çevirmiş ancak henüz Göl-Flanoz (Gölpazarı), Lefke (Osmaneli), Yenipazar fethedilmeyi bekliyordu. Ancak Osman Bey hiç acele etmiyordu. Çünkü Osman Bey’in henüz Osmancık diye çağırıldığı günlerde Domaniç yaylasından ufka bakarken Şeyh Edebali’nin kendisine söylediği sözler hiç aklından çıkmıyordu. Sıra Löblüce Kalesi’ne gelmişti. Osman Bey yine savaşsız kalenin teslimi için üç elçiyi Göl-Flanoz beyine göndermiş ancak teklif kabul edilmeyince sava?maktan başka çare kalmamıştır. Bu olayın sonunu Hoca Saadeddin şöyle anlatmaktadır:

“Löblüce Hisarının tekfuru Osman Bey’in karşısında boyun eğerek kullukta dosdoğru davranış içinde bulunduğundan şahsen iltifat bulmuş isteğine erişmiş ve kendi hisarında hâkim olarak bırakılmıştı. Sadece oğlu ötekiler gibi kapıkulları arasına alınmıştı.”

Tarihler 1313 Eylül ayını gösterdiğinde Löblüce Kalesi artık Leblebici Kalesi olarak anılmaya başlamıştır. Günümüzde sözü geçen Leblebici Kalesi’nin sadece yerini belli edecek kadar küçük kalıntıları kalmıştır. Köse Mihal’in oğlu Aziz Bey’in Vize Kalesi’nin fethinde bulundu¤u ve 1403 yılında vefat ettiği O’nun oğlu Gazi Mihal Bey’in Gölpazarı’nın kurucularından olduğu tarihçilerin ittifak ettikleri konulardan biridir. Gazi Mihal Bey I. Mehmet ve II. Murat dönemlerinde Rumeli’deki askeri faaliyetlerde başarılı olmuş, özellikle Bulgaristan’ın fethinde büyük yararlılıklar göstermiştir. Gazi Mihal Bey 1435 yılında Edirne’de ölmüş olup türbesi Gazi Mihal Bey Camii haziresindedir.

Gölpazarı’n›n Osmanlı’ya ait nüfus bilgileriyle ilgili devlet arşivlerinde pek fazla bilgiye ulaşılamamaktadır. Ömer Lütfi Barkan ve Enver Meriçli’ nin 1988 tarihli Hüdavendigar Livası (sancak) Tahrir Defterleri adlı çevirisinde Gölpazarı ilçesini 15 ve 16 yüz yıllarda Hüdavendigar Livası’na bağlı bir göl kazası olarak, ilçe merkezinin de Nefs-i Göl adıyla bilinen kaza merkezi olarak tanımlamışlardır. Nefs-i Gölde 1487 yılında 21 hane ve 4 mücerret (kazanç sahibi olma yaşındaki erkek) Göl kazasında 405 hane ve 101 adet mücerret yaşadığı belirtilmektedir. 1573 yılında Nefs-i Göl’ün nüfusu yaklaşık 600, Göl kazasının nüfusu yaklaşık 4300 kişiye ulaşmış. Yine aynı çeviride 1831 yılında Hüdavendigar (Bursa) Sancağı’nın nüfusu 169,078 kişi, bu sancağa bağlı kaza durumunda bulunan Gölpazarı’nın nüfusu 4641 i İslam, 1287 si gayrimüslim olmak üzere toplam 5928 kişiden olu?tuğu belirtilmiştir. İlçe statüsü kazanması 1926 yılını bulmuştur. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde gerçekleşen uzun savaşlarda Gölpazarı halkı da geçmişte Rumeli fetihlerinde gösterdiği aynı hassasiyeti bu dönemlerdeki yurt savunmalarında da göstermiştir. 1809 yılında Rusların Fiumnu’ya saldırmaları üzerine silahını kapanın harbe gelmesi ilan edildiğinde ilk çıkanlardan biri de Gölpazarı kadısı olmuştur. I. Dünya Savaşı’nda özellikle Çanakkale Cephesi’ne çok sayıda Gölpazarılı katılmış, bunlardan bazıları şehit olurken bazıları da gazi olarak köylerine geri dönmüştür.

Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmişlerdir. Bu haksız işgal üzerine 4 Haziran 1919 tarihinde İstanbul Yüksek Sadaret makamına, Gölpazarı Belediye Reisi İbrahim Bey tarafından a?ağıdaki telgraf gönderilmiştir. Bu telgraf Gölpazarı halkının işgallere tepkisiz kalmadığının en güzel göstergesidir:

İSTANBUL YÜKSEK SADARETE

İzmir, o güzel belde, o, Türk’ün sonsuz haşmeti, o, Türklüğün atalarından kalan meşru mirası bugün Yunan askeri işgali altına mı girdi. Türklüğün bütün parçaları vatanları ile iftihar eder, fakat İzmir gibi seçkin ve bağımsız bir kıymeti bulunan vatan toprağı ile iftiharı artar. İzmir’in Türklerden alınması Türklüğün mahvı demektir. Büyük atalarımızın bize mirası olan İzmir’i bizden, daha doğrusu bizi İzmir’den ayırmaya çalışıyorlar.

Atalarımızın lanetleri, torunlarımızın nefretlerini üzerimize celp edeceği için bizler buna razı değiliz. Sultan Osman’ların, Orhan’ların ilk at oymağı olan bu yerler ahalisi bu aşağılanmaya tahammül edemez. Osman’lar, Orhan’lar, Hüdavendigar’lar zamanında her biri bir kahraman olan atalarımızın torunları olan bizler, İzmir’in ebedi olarak bizde ve Türk kalmasını istiyoruz Türkler merttir. Fakat harimi ismetine yabancı gözlerin bakması bile geleneklerine aykırı, nerede kaldı ki, İzmir’de yırtılan hesapsız ırza karşı sükût edebilsin. Aynı zamanda aşağılanan Türkler Allah’ın büyük kitabına göre hareket ederler. Bütün Türkler size her hususta yardımcıdır. Sizden geçmişiniz olan Sokullu’ların, Köprülülerin gösterdiği yiğitliği ve kahramanlığı görmek isterler. Dayanacağınız Tanrı sever cesur hareketler bütün Türklük hayatını hor görmekten koruyacak ve destekleyecektir. Bütün kuvvetini milletten alan bir hükümet icraatında metin ve vakur olur. İzmir’in siyaseten ve geçici askeri işgal altına alınması icap ediyor ise, Yunanlılar tarafından değil büyük İtilaf devletleri tarafından yapılması icap eder. Bugün Gölpazarı’nda toplanan binlerce Türk bildirilen hususları size arz fiili sonuçların cevabını bekler.

Gölpazarı 22 Mayıs 1335 (4 Haziran 1919); Belediye Reisi İbrahim

Pansiyon ve Otel

 

Güvenlik


You can leave a response, or trackback from your own site.

Bu Otel Hakkında Yorum Yapmak İstermisiniz ?

You must be logged in to post a comment.